Milliyet okur temsilcisinin bir yıllık eserinden ombudsmanlıkla, medya eleştirmenliğiyle bağdaşmayan, aksine, bu kavram ve işlevlerin içini boşaltan, hattâ bunları karşıtına dönüştüren unsurları seçip inceledik.

Yedi bölümlük bir dizi.


BİRİNCİ BÖLÜM
Gazeteciliği propaganda işine dönüştüren hastalık: haberde yorum
"Galiba" kaçınmakta "fayda" var

Gazetecinin başlığa, habere "tesbit" yerine kendi yorumunu, hattâ yargısını yerleştirmesi, başlıbaşına bir sorun, bir gazetecilik kusuru değildir, ombudsmana göre. Bir kısım okuru darıltmama adına kaçınılacaktır bundan, kaçınılacaksa. 'Türkiye... hayretle izledi' cümlesinde ombudsmanın bulabildiği kusur, "muğlaklık"tır. Ombudsman, "propaganda gazeteciliği" gibi bir kavramla muhtemelen tanışmamıştır. Bir RTÜK yetkilisi, "Teletubbies eşcinsellik yüzünden yasaklandı" der, gazete "Televizyonlar eşcinsel yapıyor" diye başlık atar. Dizi yasaklanmamıştır, öbürü de abestir. Ombudsman ne yapar böyle bir durumda? TIKLAYIN

İKİNCİ BÖLÜM
Yerde yüz bin ölü varken espri aramanın amacı alay olabilir mi hiç...
Kutsal inek kimi boynuzlamış?

19 Şubat günü meşhur MGK meydan muharebesi patlak verir. Havada uçan Anayasa kitapçığı, hükümet üyelerinin toplantıyı terk etmesi, basının birden Cumhurbaşkanı Sezer aleyhine kampanyaya girişmesi... Milliyet, kargaşanın ikinci günü, Hüsamettin Özkan'ın "Ecevit kilitlendi, dayanamadım" lafını manşete çeker. O günlerde basının nasıl hükümet yanlısı, Sezer karşıtı bir cephe oluşturduğunu hatırlamayan yoktur... pardon... vardır. Bırakın hatırlamayı, o sırada bile, "gündelik haber bolluğu, 'taraflısınız' iddialarını büyük ölçüde geçersiz kılıyor" diyen vardır. Ombudsman, bizim göremediklerimizi gören bir kişidir. Çünkü gördükleri, bizim gördüklerimiz değildir. TIKLAYIN

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yanlışların kabahatini soyut varlıkların üstüne yıkmanın yolu çoktur
"Virüs" uymazsa "telâş" verelim

Reklamlarla haberler arasındaki netameli ilişkileri fark eden ve bundan duydukları rahatsızlığı dile getiren okurlar, ombudsmanın hedefi belirsiz uyarısıyla karşılaşır: Bu tür rastlantılar... olsa da olmasa da... istense de istenmese de... kuşku doğurmaktadır... Romanya halkının onurunu incitmek gazetede kimsenin aklından geçmemiştir. "Bak Romanya Bak, İşte Kuzu, İşte Köpek" demenin neresi aşağılamadır? 25 senelik fotoğrafın taptaze haberin yanında kullanılması da meşrudur. Çünkü "illüstratif amaçlı"dır. Ombudsman neredeyse bir teori geliştirmek üzeredir. TIKLAYIN

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Okura "tüy dikme"nin sözlük anlamını açıklayan okur temsilcisi
Ombudsmanın glu glu dansı

Milliyet okur temsilcisi, "başlıkta esprili yaklaşım"ın okurlarda "algılama sorunu" yaratabildiğini söylüyor. Okurlar doğru algılasa problem olmayacak. "Cumhurbaşkanı tüy dikti" lafına itirazlar gelince, TDK Sözlüğü'nü açıp "tüy dikme"nin anlamını araştırıyor. Gazetesinin münasebetsizliğini itiraf etmemek için her yolu deniyor. Röntgencilik yaptınız, dendiğinde, "Ne münasebet," diyor, "şimdi birileri 'aa, demek böyle bir yer varmış, haydi biz de gidelim' der." Ombudsman bizim görmediğimiz, yaşamadığımız bir âlemden sesleniyor. TIKLAYIN

BEŞİNCİ BÖLÜM
Ombudsmanın "virüs" kavramı bal gibi dezenformasyon unsurudur
Şarap üzümsüz haber lüzumsuz olmaz

Durduk yerde Süleyman Demirel Milliyet'e manşet olur. Hiç durduk yerde olur mu? Ombudsmanın bunun için de açıklamaları vardır. Ancak, açıklaya açıklaya, Demirel'in sözlerinin niye "haber" olabileceğini açıklar, niçin ille de o gün manşet olduğunu açıklayamaz. Gazeteciliğin nesnel ölçütleri, ombudsmanın elinde, Milliyet'in günlük ihtiyaçlarına göre rahatlıkla eğilip bükülmektedir. Derin bir nezaket ve akla sığmaz bir gönül rahatlığı içerisinde. TIKLAYIN

ALTINCI BÖLÜM
Ombudsman, gazetesinin savaş tellallığı yaptığını kabul etmez
Özel hayat, küçük Fuat ve savaş

Ombudsman, hem günümüz gazetecilik etiğinin en önemli meselelerinden olan hem de günümüzde gazetecilerin yarattığı en önemli meselelerden olan "özel hayata saygı" konusunda hayli geniş bir kabul salonuna ve hoşgörü yelpazesine sahiptir. Ombudsmanın hoşgörüsünün bu derece sınırsızlaşmasına şüphesiz gazetesi yolaçmaktadır. Çünkü ancak bu kadar engin bir hoşgörüyle bakıldığında, Milliyet'in, küçük bir çocuğu Üzeyir Garih'in katili ilân etmediği, 11 Eylül ertesinde savaş çığırtkanlığı yapmadığı ileri sürülebilmektedir. TIKLAYIN

YEDİNCİ BÖLÜM
Ombudsmanlık tarihine geçecek söz, ombudsmanı karşıtına dönüştürür
Propagandacılığa yeşil ışık

Ombudsman, gazetecilik ölçütlerini Türk basınının alışkanlıklarına uyarlamanın -dolaysıyla ortadan kaldırmanın- tehlikelerinden o kadar habersizdir ki, propaganda gazeteciliğinin teorisini yapmaya doğru ilerlemektedir. "Yorumlu başlığın faydası"nı tartışmaya hazırdır. Örneğimizdeki "yorumlu" başlık da, "Küstahbaşı" gibi bir şeydir. Öte yandan, genel yayın yönetmeninin eleştirilerini "anlayışla karşıladığını" bildirir okurlara. Ne demek istemektedir? "Öpüp başınıza koyun" mu? Ombudsmanın ilgi alanı, genel yayın yönetmeninin eleştirileri karşılarkenki "anlayışı" mıdır, eleştirilen şeyleri yaparkenki "anlayışı" mı? TIKLAYIN


EK: Yavuz Baydar'ın "Medya eleştirisini henüz bilmiyoruz"una cevap
N'ayır yavrum, ağlamıyorum

Yavuz Baydar, bunca çabayla zor belâ var edilmiş bir medya eleştirisi sitesinde, hem de medya eleştirisi adına, hem de ombudsman kimliğiyle, hem de o pek tuhaf "gel babana" üslûbuyla hepimizi manipüle etmeye çalıştı. Baydar'ın bu yazısı hiç mi hiç dürüstçe değildir, bir. Kendisine "her şeye rağmen"! bir medya eleştirisi sitesinde verilmiş yeri kötüye kullanmaktır, iki. Eğer ombudsmanlık yapacaksa gideceği her yere peşinden sürüklenecek tenekelere kocaman bir bidon eklemiş oldu, üç. Her şey bir yana, o ne hava birader... dört...
TIKLAYIN



Haysiyet Deposu | Gazetecilik | Gayrıresmî Fakülte | Köşeyazarları | İktidar Tutkusu | Beyaz Türk Şuursuzlukları | Hep Ofsayt | Üçüncü Sayfa | Türkler ve Başkaları | Ufak Ufak | Okuma Parçası | F.Suntur | Başka Medya | Faydalı Linkler | 11 Eylül sonrası | Asil Kartal Yazı Dizileri | Medyakronik | E-Posta