Sen onlara bakma, Şifo!

 

Medya Beşiktaş kaptanını bezdirmeye kararlı. Bu defa 'Şifo'ya yeni formül' manşetiyle Milliyet (5 Ocak) Şifo Mehmet'i depresyona sürükleme operasyonunu sürdürüyor. Üstelik, yazılanların üslûbuna bakılırsa, Mehmet Özdilek'e sahip çıkar gibi bir havaları da var. Oysa yaptıkları, tam aksine, ona zarar veriyor.

Gazete, siyah-beyazlı kulüp yönetiminin Şifo'nun 'ipini çekme inadından vazgeçmediğini' bildiriyor. Tepkiler üzerine 'u dönüşü' yapan yönetimin 'emektar kaptanı dışlamak için yeni formüller ürettiği'... 'öğrenilmiş'! Yine 'öğrenildi'... Açık bir kaynak yok. Haberin devamında, 'Şifo'nun alacağının tamamını ödeyelim, futbolu şimdiden bıraksın' diye düşündüğü ileri sürülen birileri var: 'yöneticilerin bir bölümü'. Kim bunlar? Bunları ne zaman düşünmüşler, kime söylemişler bu düşüncelerini?

Milliyet'in haberinde, Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili'nin, Şifo Mehmet'le yapacağı görüşmeyi 'farklı yorumlanabilir' diye ertelediği, 'hiçbir şey olmamış gibi basını eleştirdiği' de yeralıyor.

Bu sonuncusunu yönetim kurulu toplantısı öncesinde gazetecilere söylemiş Bilgili. Öbür lafın kaynağı, yeri, zamanı yine belirsiz.

Her gün kendisi hakkında sayfalar yapılan bir futbolcu çıkıp nasıl topunu oynayacak? Çekin artık elinizi adamın yakasından.

Şu ana kadar kulübün neyi niye yapmaya çalıştığı hakkında bile doğru dürüst bilgi vermediniz zaten... (5 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Seminer gereksiz, haber yine dansöz

 

Star televizyonunun spor servisi, 6 Ocak akşamı futbol basınının, 'sürekli ofsayt'ta kalmaya ne kadar kararlı olduğunu bir defa daha gösterdi. Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin Antalya'daki seminerinden Star spor servisinin aktarmaya değer bulduğu tek şey, seminerin davetlisi Michel Platini'nin masasından biraz geride oynayan dansözdü. Haber, 'Platini dansözle eğlendi' türünden bir şeydi.

TSYD bu tür seminerleri her yıl düzenliyor. Seminerlerden sonra yayımlanan tutanak-kitaplardan, toplantılarda spor basınının hali üzerine kayda değer tartışmalar geçtiği anlaşılıyor. Spor gazetecileri, spor sayfalarını eleştiriyor, spor gazeteciliğinin işleyişini eleştiriyor. Gerçekten önemli konular ele alınıyor.

Beklenir ki, gazeteler ve televizyonlar, bu seminerlere dair birkaç haber versinler, spor yazarları da orada tartışılan birtakım konularda görüş belirtsin, vs.

Ama hayır! Spor basınımız gayet inançlı ve kararlı. Onun eleştiriye, kendi üzerine düşünmeye, tartışmaya ihtiyacı yok. O, seminerden sonra verilen eğlenceli akşam yemeğinde Platini'nin arkasında oynayan dansözle, bir zamanların orta saha virtüözünün haliyle şöyle bir dönüp dansöze bakışını magazin haberi haline getirmekle meşgûl.

Televole kanımız, feda olsun canımız!

'Büyük operasyon'

İsterseniz aynı bültenden bir başka haberin de lafını edelim, yeri gelmişken: 'Beşiktaş'ta büyük operasyon'. Siyah-beyazlıların yöneticilerinden 'çarpıcı açıklamalar' falan gibi klişelerle sunulan bu haberde, Beşiktaş'ın gelecek yıl için gereken transferleri yapmayı düşündüğü bildiriliyordu! Herhangi bir operasyon yoktu. Son günlerin 'Şifo krizi'ni çağrıştırsın diye sunuşunda 'operasyon' kelimesi kullanılmıştı. Yani... yoksa her şey bir yalandan mı ibaretti? Sen beni hiç mi sevmedin aslında?.. (8 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Jardel'in ruhunu alkışladılar herhalde

 

Sık sık Galatasaray'a verdiği payelerle adını duyuran Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Birliği adlı kuruluşun Frankfurt'ta düzenlediği ödül töreninde, sarı-kırmızılı kulüp adına 'dünyanın en iyi ikinci takımı' ödülünü asbaşkan Mehmet Cansun aldı. Dünyanın en iyi golcüsü seçilen Mario Jardel de, Hürriyet gazetesine bakılırsa, 'Frankfurt'ta taç giydi'. Ödülünü sözkonusu kuruluşun yetkililerinden almış Jardel, gazeteye göre. Salonu dolduran davetliler, Cansun ile Jardel'i ayakta alkışlamışlar.

Haydi, 'büyük gazete' Hürriyet'in bu haberindeki yanlışı bulun.

'Yok artık, o kadarı da olmaz' diye düşüneceğiniz için bulamayacaksınız, yardımcı olalım. Aynı haberin bir ayrıntısını Milliyet, Sabah ve Star'dan okuyalım:

Milliyet: '...Jardel uçağı kaçırdığı için ödülünü almaya gelmedi. Brezilyalı yıldızın ödülünü Cansun alırken, Jardel'in halen ülkesinde olduğu belirtildi...'

Sabah: '...Jardel ise uçağı kaçırıp törene yetişemedi...' (İlâveten, resimaltında: 'Jardel'in ödülü de Cansun'a verildi'.)

Star: '...Bu arada uçağı kaçıran Jardel Almanya'daki ödül törenine gidemedi...' (İlâveten, resimaltında: 'Jardel'in ödülünü Cansun aldı'.)

Ne diyorsunuz? 'Büyük gazete' niye oturduğu yerden uyduruyor? Almanya'da tesisleri var, muhabirleri var, Frankfurt Almanya'nın 'Şemdinli'si' falan değil... Niye bu kolaycılık, bu sorumsuzluk, bu uydurma rahatlığı? Bir de 'ayakta alkışlanma' sahnesi yaratmışlar! Bu, okuru ne yerine koymaktır? (9 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Buna 'kafaya gelmek' denir

 

Sabah (12 Ocak) 'herkesi atlattık, önce biz verdik' havasına girmese o kadar sorun değil. Ama 'Sabah okuyucuları Ahmet Hamoğlu'nun Beşiktaş'ı sarsan istifasını dün öğrenmişti' diye kupürler koyup, spotta '...Hamoğlu, SABAH'ın duyurduğu ... istifanın ardından...' gibi ifadeler kullanılınca durum biraz saçmalaşmış. Olay, basitçe, bir kimsenin bir gazeteye 'susup' ötekine 'konuşması' olmaktan çıkmış.

Beşiktaş Asbaşkanı Ahmet Hamoğlu futbol komitesi başkanlığından istifa nedenlerini Hürriyet'ten Korkut Göze'ye anlatmış, o da yazmış, gazetesi de bunu spor sayfasına manşet yapmış.

Hamoğlu dişe dokunur bir şey anlatmış mı, derseniz, 'eeh' cevabı verebiliriz. En azından, aktarılan kadarından mesele az buçuk anlaşılıyor.

Oysa Sabah, 'Hamoğlu sustu!' başlığı atıyor ve dolayısıyla bize yanlış bilgi veriyor. Çünkü Ahmet Hamoğlu susmamış, konuşmuş. Sadece bir başka gazeteye.

Ve Sabah, 'gelişmeleri en yakından takip eden gazete biziz, her şeyi önce biz haber veririz' büyüklenmesini kanıtlamayı umduğu noktada, sıkı bir kontratak golü yemiş.

Gazetecilerin kulüp yöneticileriyle ilişkileri hep sorunlu bir konudur. (12 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Haberi hazırla, sonra yap

 

15 Ocak'ta StarSpor yine bir gazetecilik başarısı gerçekleştirdi. Dişi üst-başlık şöyle: 'Galatasaraylı Jardel, röportaj yasağını çiğnedi, STARSPOR'a içini döktü'.

İçinde kayda değer herhangi bir unsurun yeralmadığı hemen bütün spor haberleri gibi, 'Sonunda Jardel de açtı ağzını, yumdu gözünü' diye başlayan haberin hemen ikinci cümlesi, 'röportaj yasağının çiğnenmesi' mevzuunu eğlenceli bir hale getiriyor: '...söyleşi için Lucescu'dan izin aldı...' Madem izin alınmış, nasıl yasak delinmiş? Soramayız haliyle, konumuz futbol basını olunca.

Bu hoşluğu bir kenara bırakırsak; ne demiş Jardel? Nasıl dökmüş içini?

StarSpor'culara, 'Bana bir tek siz kazık atmadınız. Sadece Star'a konuşacağım,' demiş öncelikle. Ama herhalde gazetenin iç dökmeden kastı bu değil.

Şunlar olmalı:

- Türkiye'de gol atmak Portekiz'den zor.

- Ne yapsam yaranamıyorum. Bunun altında başka hesaplar olduğunu düşünüyorum.

- Beni eleştirenlere 'Futbol nedir?' diye sorsanız cevabı 'gol' olur. Ben gol atıyorum. O zaman neden eleştiriliyorum?

- Ailev' problemim var ama fazla büyütüldü.

- Benim iki özelliğim var: Gollerim ve sâkinliğim.

'İç dökme' kısmına girecek bir söz de, StarSpor'dan Süleyman Rodop ile Jardel'i bilek güreşi yaparken gördüğümüz fotoğraf ile, Jardel'i işaret parmağını şakağına dayamış gösteren fotoğrafın ortak resimaltında: 'İşimi yaparken beni eleştirenlerin akıllarından zoru var.' (Yani Jardel 'aklından zoru olma' pozu veriyor. Herhalde bu jest Brezilya'da da böyle yapılıyordur veya Jardel Türkiye'de öncelikle bunu öğrenmiştir.)

Bu resimaltındaki hoşluk da, Jardel'in Rodop'u 'Türkiye'deki tek dostu' ilân etmiş olması. Yani takım arkadaşları bile dostu değil Brezilyalı futbolcunun. Zaten Star'a 'bana bir tek siz kazık atmadınız' dediğine göre...

Biz niye sürekli polemik yaratmaya, çatışmaya çıkarmaya endeksliyiz? Jardel hocasından da izin alarak özel röportaj vermeyi kabul ettiğinde ona sorulacak, cevabı aranacak soru sadece 'Sen bu kadar gol attığın halde seni niye eleştiriyorlar' mıdır?

Ama maksat bu değil. Daha gitmeden, Jardel'e sorulacak soru, atılacak başlık, çekilecek fotoğraf, Jardel'e verdirilecek poz... tasarlanmış oluyor.

Hiç değilse bari StarSpor muhabiri ile futbolcu hakikaten biraraya gelmişler... (15 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Büyüklerin basını | Bol keseden | Ağıza laf oturtma | Kışkırtma ve kızıştırma faaliyetleri | Linççilik illeti | Futbol âlemi | Futbol kitapları

.