G.SARAY KONGRESİ VE KİRLİ SAVAŞ

Galatasaray kulübünün 2001 kongresi epeyce badireli geçti. Daha doğrusu, kongre değil de öncesi pek hareketli oldu. Uzan'lar -Cem olanı- kulübü ele geçirmek için bir harekât planladı. Ateş ınal Erzen'i ortaya sürdü. Onlara karşı Galatasaray camiasında güçlü bir direnç meydana geldi. Sonunda kulübü Uzan'lara kaptırmadılar. Haysiyet'te olaın biteni izlemeye çalıştım. Hemen kongre ertesinde Uzan'ların Star gazetesi ve televizyonu aracılığıyla bir "kirli savaş" açacağını tahmin ediyordum. Ancak bu kongrede Galatasaray yönetimine giren Hürriyet köşeyazarı Fatih Altaylı onlardan erken davrandı ve savaşı açtı. Ben "kirli savaş" diye yazınca da dönüp bize girişti. Kongre öncesine, sonrasına ilişkin yazılar ve Altaylı'yla karşılıklı atışmalar, Cimbom kongresi öyküsünü heyecanlı ve renkli kılıyor. İbretlik pek çok durum da var. İlgiyle okuyacağınızı sanıyorum.



Star'ın Galatasaray kongresi harekâtı

StarSpor bir yandan arka sayfasının yüzde seksenini ayırıp Ateş Ünal Erzen'in propagandasını yapıyor, öbür yanda Mehmet Cansun-Faruk Süren birlikteliğinin "camiada sevinç yarattığını" ileri sürüyor. Birini mi gazlıyor, ötekileri ihbar mı ediyor, ironi mi, çok-yönlü manevralar mı? İnce seçim taktikleri, bilmediğimiz ilişkiler, propaganda oyunları... Ya gazetecilik? Pardon? TIKLAYIN

Basını kongre ateşi sardı

Star'da Ateş Ünal Erzen propagandası sürüyor, Akşam'da Osman Tanburacı Erzen'e meydan okuyup, "Sen Cem Uzan'dan 50 milyon dolar bul, ben bütün Galatasaraylılardan 34 milyonu bulacağım," diyor. Yanlış anlaşılmasın, bu bey gazetecidir. TIKLAYIN

Star son kozunu oynadı: Para

Bakmayayım, görmeyeyim, lafını etmeyeyim diyor, ama çaresizim. Şu Star gazetesi ve televizyonunu, işin akademik çerçevesiyle, kronolojik karşılaştırmasıyla vs. inceleyecek biri yok mu? Ya da sadece savcılık düzeyinde bir araştırma yeterli mi? TIKLAYIN

Galatasaray'ı Uzan'a kaptırmadılar

"Galatasaray'ı Uzan'lara kaptırmama harekâtı" başarıya ulaştı. Başarıda, uzun zamandır uykuya yatmış manevî değerlerin uyanışı da rol oynadı. Bir yana, elitizim gibi bütün sevimsiz özellikleriyle "Galatasaraylılık"ı, öbür yana para gücünün Uzan'lar tarzı kullanımını koyduğumuzda elbette ilkinden yana olacağız. Büyük kulüplere uzak duran futbolseverleri uyarıyorum: Şimdiden sonra Star öyle şeyler yapacak ki, sık sık taraf olmak ve spor kulübünü medya kuruluşuna karşı savunmak zorunda kalacağız. TIKLAYIN

GS başkanlığı kavgası kirli savaşa dönüştü - ılk büyük saldırı...
Fatih Altaylı: 1 - Cem Uzan: 0

Eveeet? Daha ilk günden hem haklı çıktım hem haksız. Star'ın patronu Cem Uzan adına Galatasaray kongresine katılan Ateş Ünal Erzen'in seçimi kaybetmesinin ardından, bu sermaye grubunun, gazetesiyle, TV'siyle yeni GS başkanı Mehmet Cansun aleyhine, bildiğimiz belden aşağı yöntemleriyle uzun soluklu bir yıpratma savaşına girişeceğini öngörmüş, bunu size de duyurmuştum. "Kirli Savaş"ın derhal başlayacağı, hattâ başladığı tesbitim, beklediğimden de çabuk doğrulandı. Ancak ters taraftan. TIKLAYIN

Altaylı'nın Haysiyet'e eleştirisi
"Kininiz her şeyin önüne geçmiş"
TIKLAYIN

Hürriyet'in Uzan'lar haberi gazetecilik mi, "kirli savaş" mı?
Peki Fatih Altaylı, tartışalım...

Hürriyet yazarı, Galatasaray'ın yeni yöneticisi Fatih Altaylı, Haysiyet'in dünkü manşetini eleştirdi. Bir e-postayla. Fatih Altaylı'nın eleştirisini ve cevabımı merak ediyorsanız: TIKLAYIN

"Kirli savaş" gazeteciliği esir aldı, şimdi şahsiyet öldürüyor
Ahmet Çakar'ı da kaybettik!..

Fatih Altaylı ve Hürriyet'in saldırısına Star'ın cevabı pek zayıf ve yetersiz kaldı. Cevabı verme işini Ahmet Çakar'ın üstlenmesi "Türkiye'nin geleceği" ile ilgili umutlarımızı artık bir market rafının köşesine sığacak boyutlara indirdi. Çakar, kendisinin de inanmadığı lafları ardarda dizerek Cem Uzan adına kirli savaş cephesine koştu. Fatih Altaylı hâlâ, Hürriyet'in Uzan'larla ilgili yayınının GS kongresi işleriyle ilişkisi olmadığına inanmamızı bekliyor. TIKLAYIN

"Kirli savaş"a bulaşanın üstüne kir bulaşır - küfür faslına geçtik
Altaylı: "Sefiller, yalakalar!.."

Bu son olsun. Yeterince oyalandık bu mevzuyla. Fatih Altaylı bize küfürlerle dolu bir e-posta gönderdi. Küfürler bir yana, yalan söylüyor. "Yazdıklarımın doğruluğundan bahsetmiyorsunuz" diyor. Halbuki buna daha ilk andan itibaren inandığımı açıkça belirtmiştim. Altaylı, küfür ve hakaretleriyle, hoş ve seviyeli bir ilişkimizin bulunması ihtimalini ortadan kaldırdı. Ben yine ağzımı bozmayacağım. Çünkü mesele kimin kimi alt ettiği değil, bu bir. ıkincisi, Türkiye'de küfür ve hakaretten kolay ne var? TIKLAYIN

Dokunulmazlığın sırrını devletin derinliklerinde mi arayalım?
Uzan da mı "vatan için" çalıştı?

Kirli savaş, Galatasaray içi iktidar dengelerini falan aştı, noteriyle, icrasıyla, hacziyle, ticaret kanunuyla hukuk ve adalet mekanizmasını da kattı önüne, sürüklüyor. Ortada çok ciddî tartışılması gereken bir konum var: İşadamı, medya patronu, aklına eseni yapabiliyor. Herkes ve her şey ona kolaylık sağlıyor. Gazetesi var. Yalan da yazabiliyor, propaganda da yapabiliyor. Ona niçin dokunulamıyor? TIKLAYIN

Köşeyazarı, "ilkesiz sefil yalaka"yı kendine dayanak yaptı
Altaylı'nın köşesinde skandal

Bir insanın ilkesiz, sefil, zavallı, kompleksli olduğuna, bir patronun gazetesinde köşe kapmak için ona yalakalık yaptığına, aslında ahlâksızken millete etik dersleri vermeye kalktığına inanıyorsanız, elinizden ona acımak dışında bir şey gelmiyorsa... günün birinde bu adam sizin işinize gelen laflar edince onun dediklerini alıp kendi görüşünüze güç katmayı aklınızdan geçirir misiniz? Hoş ve seviyeli bir öykü... TIKLAYIN