Delikanlı adam şakşakçıyla iş tutmaz

 

Daha evvel de söylemiş olabilirim. Fakat nasıl olsa bu hayhuy içerisinde hatırlamayacaksınızdır. Benim bazı hislerim iki sebepten ötürü bu Recep Tayyip beye meyyal olmuşlardı.

Lâkin behemahal izah edeyim, bu dediğimin siyasî yönü yoktur. Kendisini şahsen benim hayrıma herhangi bir iş yapacak bir siyaset tabakası mensubu olarak tahayyül etmediğim kendisinin ilk zuhuru esnasındaki çeşitli kahve beyanlarımda dile getirdiğim bir husustu. Şimdi bu kaportayı toplatmış modeliyle de olsa olsa bizim giremediğimiz birtakım yerlerde havavi fişek atan bazı zevatla alâkasının daha sıkı olacağını tahmin ediyorum. Kendisi bir kısım odaklara yüz sürmenin kitabında yazmıyor olduğunu ilân etmiştir. Ona eyvallah, fakat politikacı da odaksız edemez, mâlûmunuz. E, bu odak dediğin de meselâ bizim kahvede bulunmuyor. Kahvedekilere lafın mânâsını izah etmek bile Show ana haber bülteni kadar zaman alıyor.

Osman abi dedi ki, Suntur, bazen boyundan büyük meselelere el atıyorsun. Boyundan büyük oldukları için münasebetsiz birtakım yerlerine isabet edebilir attığın el. Bu sebeple, bazen kendi kulağını çekmende fayda var.

Dinleyeceğiz tabiî kendisini. Abimizin tavsiye niteliğindeki kararları her zaman yolumuza ışık tutmuştur. Bu odak modak işlerine bu kadar temas etmem dahi, şeref tribününe aradan kaynamak sayılabilir. Fakat bir yerde köşeyazarı addediliyoruz, millet bazı mevzularda birbirini yerken biz havalara bakamayız. Buna da Osman abinin anlayış göstermesini rica ediyorum. AB kriterleri falan gibi bir şey yani.

En iyisi, hislerimiz niye Recep Tayyip beyden yana birtakım titreşimlere girmişlerdi, onu izah edelim. Bir kere, şundan: Adam futbolcu. Ben takım içerisinde top tepmiş, soyunma odası koklamış, dizinde dirseğinde yaralarla sahadan yenik ayrılmayı bilmiş adama bir nevi zaafla yaklaşırım. Kötü iş yapmazmış gibi gelir. Yapsa da, hani, ötekiler kadar kötü yapamaz falan gibi...

Tayyip beyin sair icraatından dolayı bu mevzuda icabeden iskontoları yaptık tabiî zaman içerisinde. Yani, bâki kalan bir sempatimiz vardır, demek istiyoruz, eski topçuluğundan.

Sempatimizi uyandıran ikinci husus ise, kendisi hakkında Kasımpaşa semtinde sokağa asılmış bir bezdir. Bu bezin üzerinde, ne reklamcılardan apartma "ışi biz çözeriz" cinsi kof küstahlıklardan biri yeralmaktaydı ne de Tayyip beyin mensubu bulunduğu camianın her nedense her seferinde daha sakilini icat etmekte pek marifetli olduğu sözümona mânâlı laflardan bir tanesi. Şöyle yazmıştı semt sâkini kardeşlerimiz: "Başkanın kralı, Kasımpaşalı".

Bu şekil bir bezin gönlümüze kati surette hitap etmesi, mâni olunamayacak bir haldi.

Lâkin bugünlerde Tayyip beyin delikanlılığı hakkında derin şüpheler içerisine girmek üzereyim. Asıl mevzumuz bu zaten bugün. Bir dolu şakşakçıyı salona doldurup, gazetecileri de münazara müsakabasındaki rakipleri şekline sokup, gak dese heyoo, guk dese şakşakşak... Ne olmaktadır birader?

Hoş şimdi kendisi de, muhterem basınımızın şahsına karşı farklı bir muamele içerisinde bulunmadığını falan ileri sürecektir. Fakat basınımız ben delikanlıyım demiyor ki! "Basının kralı Kasımpaşalı" diye bez asıyorlar mı? Zaten basının kralı dediğin, biri artık sayılmaz, zaten ızmirliydi, öbürü Gümüşhaneli, falan, assalar da yalan olur. Fakat coğrafî sebeple mi asmıyorlar sadece?

Öyle bir iddiası yok ki kardeşim adamların. Senin var delikanlı ayakların. Madem delikanlısın, niye tek başına çıkmıyorsun gazeteci milletinin karşısına? Niye yeni istikballere niyetlenip de ortaya çıktığın andan bugüne kadar eveleyip geveleyip meydan verdin ki bunlara? Şimdi benim mahalle sağduyum der ki: eveleyip geveliyorsan eveleyip gevelemeden halledemediğin bir numaralar vardır.

Hayır, ben şu değiştiydi değişmediydi mevzuuna sahiden takılmıyorum. Fakat bu nasıl delikanlılık, onu gündeme şey ediyorum. Gündem belirleme olayı bir nevi. Köşeyazarı olarak vazifemiz.

Valla kardeşim, delikanlı dediğin salona şakşakçı doldurmaz. Hayatımda duymadım böyle racon.

Her alkışta iki-üç puan sildim, amatör kümeye indik böylece.

Belki Osman abi yine çizmeyi aştın diyecek ama bu şekilde bu işin gidişi geçen sene Gaziantep'in Fener karşısındaki vaziyetidir. ılk devre 3-0, sonrası mâlûm. Kaldı ki Tayyip beyin doğru dürüst bir pozisyonu da yok ilk devrede. Olan delikanlılığa olacak. Bir kere çıkardın mı üstünden, bir daha kuşanması zor. O zaman da "sen vaktiyle şakşakçıdan medet ummuştun" derler adama. Nitekim ben derim şahsen şimdiden.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN