Güneri bey gibi yorum yaptım

 

Diyeceksiniz ki, kim biliyor ki sen bileceksin! En sorumlu mevkilerdeki mühim insanların yüzlerine bakıyorum her akşam, kimsenin ne yaptığını bilir bir hali yok. Kimsenin dingili aksı yerinde değil. Rot-balans ayarı zarureti var en başta. Hükümettekilerin biri direksiyonu kaptırmış durumda, farları tükenmiş, öbürü şanzıman manzıman dağıtmak üzere. Ortada gözükenden, cart, siliniyor puanlar. Bakın, Tansu Bey ile Recai Bey hiç ortaya çıkmayınca karizmaları bir güzel boy attı. Yani, "n'olacak bu işler" mevzuunun saha kenarında ısınma hareketlerindeyiz.

Bu Kemal bey hadisesi de enteresan bir mecraya doğru akmakta. Kendisi averajla lider durumda fakat önünde zorlu maçlar var. Zaten ligde kolay maç kalmadı. Ayrıca Kemal bey kendisi lehine penaltı verecek hakemi de zor bulur. Ne sarı kartlık, kırmızı kartlık pozisyonlar oluyor, es geçiliyor.

Kemal bey hadisesinin enteresan tarafı, kendisi muzaffer olduğu takdirde bizim şimdi zenginlerin yüzde biri seviyesinde bulunan malî imkânlarımızın bilemediniz yetmişbeşte bire yükseleceği, yine varsa yoksa bankaydı borsaydı şuydu buydu, bizim bunlarla Beşiktaş'ın şampiyonlukla alâkası kadar bile alakâsı bulunmayan şu kıt kanaat gündelik debelenmemizin bunların renklerine bağlanacağı ve fakat buna rağmen milletimizin henüz üç gündür tanıdığı Kemal beye eşi benzeri görülmemiş bir teveccüh göstermesidir bir yandan da. Başka ne yandan olduğuna girmeyeyim artık. Görüyorsunuz, laf uzadıkça uzuyor.

Gazetede gördüm, yüzde elliyedi mi ne, Kemal bey başa geçsin diyormuş. Yahu nereden tanıyorsunuz adamı? Tamam, biz de söyledik, cumhurbaşkanı gibi o da normal insan sûretinde bir kimse. Normal insan gibi konuşuyor. Daha ağzını açar açmaz sizde arkanızı derhal mümkünse bir duvara, değilse yine öyle mukavim, onu bunu geçirmez bir şeye yaslama ihtiyacı ve hattâ telâşı yaratan mâlûm şahıslara benzemiyor. Fakat nedense, dilencilerin önünden pek üzülerek geçip de hiçbirine tek kuruş atmazmış gibi de bir hali var ya neyse...

Ben bir de gazetelerin "partilere güven kalmadı" falan makamından çalmalarına takılıyorum. Yahu kim ne zaman güvendi ki bu memlekette partilere? Ha, eskiden oluyordu, doğru. Ama uzun müddettir, Turgut Özal bey hepimizin vizyonunu ve gözlük ve araba markalarını değiştirdiğinden beri, parti dediğin zaten bir cins hür teşebbüs müessesesi. ışin düşüyor, gidiyorsun, işte, halloluyor, falan. Kimin hangi işini kim daha güzel çözüyorsa o da onun partisi oluyor filan.

Şimdi, bu milletin Kemal beyi bu kadar istemesi nedendir diye insanın içine kurt düşüyor ister istemez. Osman abiye de gittim, evdeydi, ona da akıl danıştım. "Şu pencereyi aç hele azıcık, Suntur" dedi. Yani millet artık işini Kemal beye mi gördürecek? Hüsam beyin kusuru ne o vakit? Demirel'e niye öyle kelek attılar?

Belki de telâş etmeyip azıcık beklemek lâzım. Siyasetle ekonomiyi ayıracaklar ya, o zaman belki ikisini ayrı ayrı daha güzel anlarız.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN