Haberleri ne hale getirme olayı

 

Başım dertte. Şu bakımdan yani: ben durup dururken kimseyle arayı bozmam. Tasımı attırana 'git kardeşim' derim. Gitmezse ben giderim. Peşimden gelirse, ha o vakit durur düşünürüm değer mi diye. Milletin gündelik minik entrika ve ufak dolap kontenjanından öldür Allah vazgeçmeyeceğini öğrenmişim ve bunu alenen kabullendiğim gün kendime meyhane ziyafeti çekmişim ızgara kalamarlı lüferli.

Fakat sülük muadili vaziyetler vardır. Şahıslar demiyorum. Onları halletmesi pek bir müşkilat çıkarmaz bana. Fakat vaziyetler bizzat Japon yapıştırıcıya taş çıkarttığında insan kolsuz bacaksız kalabiliyor.

Mert ile Şanver bir koşu geldiler. Abi, ekran kartı yandı, şuradan senin aletten bi internete gireceğiz dediler. Tabiî buyur ettik. Ufakken kış ayazında elinden tutup okulun köşesine götürdüğümüz, şimdilik doğumu ve sünnetinin peşinden hayatlarında en mühim hadise olan, Kartal'ın Kapalı'sıyla ve siyahla beyazla tanıştıkları günün jönü rolüne çıktığımız oğlanlardan 64 megabayt ram'i ve 6 gigabayt yeri mi esirgeyecektik?

Hakikaten de bi yarım saat Cüneyt'in (elektrikçi) dükkâna gidip Eurosport'la, ıspanya ligi maç özetleriyle idare ettim, döndüğümde kalktılar. Aferin oğlanlara, dedim içimden. Yani onlara da dedim ama usturuplu. Bunlar temiz oğlanlardır da hemen çıkıverirler tepene.

Lâkin ertesi gün yine damladılar. Bir sonraki gün yine... Ulan bakıyorum, oyun moyun oynamıyorlar. Porno vaziyetleri de teşhis edemedim öteden. (Herhalde başlarına dikilip dikizleyecek değilim hangi siteye demir atıyorlar falan tahkikat yapacak değilim.)

Neyse, nihayet geçen akşam, bunlar yine aletin başında. Gözlerini masaüstü deseni yapmış oturmaktalar. Aletin başında dediysem de belki içinde demem daha münasip olurdu.

Ben de iç sıkıntısının doruklarında, AKUT'a falan ihtiyaç olmamasına itina ederek dolanıyorum.

En berbat zamanlar hem Şevket abi hem Tevfik abi hem de Palandöken'in (adıyla çağırılmak istemez, söylesem tanıyacak mısınız sanki? Bi kere tv'ye çıkmışlığı bile yok ki) kahvede birarada bulunduğu meşum akşamlardır. Haber saatinde tek ihtimal o ... neyse, aile salonu üslubumuzu bozmayalım, o hüviyeti meçhul icraatı mâlûm şahsın beyin kıvrımlarım üzerinde dolaşan bir törpü ve hattâ bazen de eğe tesiri yapan haber bültenidir. Oturdum, takılmış gözüm mecburiyetten. Ulan bi baktım, bulandırmışlar, kare kare falan yapmışlar göğüs kısımlarını, fakat dört çıplak hatun oturmuş yanyana, bi haltlar konuşuyorlar. Peşinden, aynen haber sunucusu bir başkası çıktı. Ve striptize başladı. Ulan ne oluyor, demeye kalmadan, ekranın altındaki yazıya gözüm ilişti. Ne yazmışlar gördünüz mü? Şunu: "Haberleri ne hale getirdiler".

Allah sizi inandırsın, bülten başka kanalda, Show Haber üstüne haber yapmışlar böyle diyorlar zannettim. Nihayet kabul etmek zorunda kaldım ki, bu resmen Türkiye'nin en çok izlenen haber bülteni ve karşımdaki Türkiye'nin bir numaralı haber merkezinin reisidir. Kendisi hatunların soyunarak haber sunduğu bir internet sitesinden bahsetmektedir ve orada hatunlar sahiden soyunmaktadır.

Reha Bey de bize, "bakın, haberleri ne hale getirdiler" demektedir.

"Israr etme, Dursun," dedim. "Sadece beş-on bardak kıracağım, geçsin şu sinirim, yarın yirmi tane alayım sana. Duvarı da silerim."

Dursun, "Olmaz Suntur abi," dedi. "Sen direkman televizyona sallarsın şimdi onu." Elimden aldı.

Mert ile Şanver'e dedim ki: ulan tek kelimesini anlıyor musunuz siz bunun?

ıkisi de bakışlarını benim 14 inç'likten ayırmadan, "Abi yazı falan yazacaksan kalkalım, acelesi yok, hep var bu," dediler.

Açık söyleyeyim, ters baktım. "Haberleri ne hale getirdiler" yazısı da gözümün önünden gitmiyor.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN