İcabında iki taş sallama olayı

 

Ben öyle kavga dövüş sevmem. Kaba kuvvete meyyal değilimdir, aslen bundan. Öbür sebep de, haklıyken haksız görünürsün, maazallah.

Kırma dökmeyle işim olmadığını şu naçiz yazının en başına "paste" ediyorum ki, yanlış anlama olmasın sonra. (Kardeşiniz icabeden bütün tabirleri hazmetmiş bulunuyor, ukalalıktan maazallah tiksinirim, kullanmıyoruz, fakat yazıişlerinden ısrar ediyorlar, yazılarıma modern bir tını katacakmış bunlar daha fazla "insert" edersem aralara. Yoksa tıklanmaz yazıların, diyorlar.) Memleketimiz sıfırdan doksana bir yanlış anlamalar diyarıdır, başa ne geleceği de bilinmez, tedbirli olalım. Hoş, bu hususiyetimiz bir zaman mahallede bazı delifişekleri rencide etmiş ve bir ara Garanti bankasına maskot olmam teklifi de yapılmıştır.

Lâkin özellikle bizim memleketimizde kimsenin kolunu bacağını dürtemeyeceği yegâne korunaklı mekân olan yatak odasından veyahut haydi evin tamamı diyelim, oradan çıkıp da apartman sahanlığına adım attığınız andan itibaren, fizikman değilse de ruh ve maneviyat bakımından adamı Şvarzenegger-Van Dam karışımı bir yiğitlik mertebesine ulaşmaya sevk eden pek çok sebeple karşılaşırsınız. Haydi bunları da geçtik, ben, şahsım ve ikisi kahvede en çok haftada bir-iki gün yarımşar saat geçirseler de kader birliği etmiş bulunduğum kadim dostlarım adına açıkça ilân eder ve her türlü şart altında sonuna kadar arkasında dururum ki, fakirlik karşısında gösterilen kelebek tavrı zaten azıcık vicdan sahibi bir zatı her an öteye beriye saldırmanın eşiğinde tutmaktadır. Yahu nasıl olur da çifter çifter ayakkabıları raflara dizen bir muhterem beyefendi veyahut hanımefendi, sokakta geçerken gördüğü çıplak ayaklı veleti kafaya takmaz? Adamın boğazına dizilmez mi tabağı çırak maaşına yenen zıkkım?

Ben şahsen, üstünden 12 Eylül ve Turgut Özal devri geçmiş biri olmama rağmen, mezartaşıma dahi, ölene kadar bu meseleyi bir tarafa atmadığımı belirten şık bir laf bulup yazdırabilmenin peşindeki bir kardeşinizim.

Dolandırmayalım, taksimetre bakımından falan bir faydamız olmayacak nasıl olsa.

ımkân olucek, hakkını hukukunu güzellikle arayacaksın. Şartlar müsait değilse de pısıp çökmeyeceksin blucinin arkasındaki deriden marka şeridinin üstüne.

Demek istediğim, ben şu Prag'a mıraga giden delikanlıları pek beğeniyorum. Fakat pek erken ön plana çıktılar, deşifre oldular. Yaklaşamıyorlar ki o façasına yandığımın eli çantalı heriflerinin yanına. En bayıldığım da, taş-sopa mağazası açılsın demişler. Madem bi halt ediyorsun, utanıp sıkılmayacaksın, gereceksin göğsünü. Geremiyorsan, o haltı etmiyceksin. Bunlar geriyor birader.

777 bin kilometrekarenin ötesiyle de kendi imkânlarıyla ilgilenmeye çalışan bir mütevazı kardeşiniz olarak şu köşeden bi selâm göndereyim dedim gençlere. Yoruluyorlar, hırpalanıyorlar, moral olur bi yerde. ıstelik, eskiden olsa, kardeşiniz şu satırları Allah'ın unuttuğu bir dergi köşesinde karalasa bu çocukların nereden haberi olacaktı? Fakat şimdi iki tıklasalar, Suntur abilerinin külliyen emirlerine tahsis edilmiş dilek ve temennileriyle karşılaşıp kimbilir belki de iki yumurta da bizim için sallarlar.

(NOT: "Moral" falan demişken, bazı durumlarda sanal derinliklerde saklanmanın avantajını kullanarak "Suntur abi, Kartal'dan bahsetsene" muhabbetlerine kalkışanlar heveslenmesin, Leeds olayına girmem. Akıl mantık vitrininde teşhir edebileceğim sebebim de var: Ben Scala'ya bir sene mühlet tanıdım. Seneye bakarım ne oluyor.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN