Babanın ihaneti olayı

 

Şimdi, ben aslında kamuya açık dans eden şahısların hususi hayatını kamuya mal etmesine fena halde bozulurum.

Bizim yeniyetmeler ipleri ucundan tutup makaralara dolamaya kalkıştılar. Dendi ki alenen:

Suntur abi, yalnız kartalın hüznünü sanal âlemlere yaymak hususi hayat olmuyor mu yani şimdi biyerde?

Dedik ki: Oğlum, hususiliği mi kaldı hüznümüzün? Burada kartallan beraber anmak istemem fakat ezcümle fenerlisi için de bu cimbom hadisesi bir nevi millî ve sosyal problem olmadı mı?

Hıyar hıyar baktılar yüzüme. Hıyar hıyar bakmayın, dedim. Abi, hop, trafiğe kapalı alana geçme, dediler. Hak verdik; şânımızdandır.

Tam bu mevzudan başımızı kaldırıyoruz derken babanın ihanetiyle sarsıldık. Dolayısıynan yine aynı lafları işiteceğimiz tabiîdir. Takmayacağız. Daha mühim bir tarihî ve sosyal problem tanımıyoruz şu ara.

Şahsen gereken istihbaratı maalesef evvelden edinmiştik. Sokakta gezdirme al vitrine koy cinsinden bir delikanlıya güzelim şarkıları teslim ettiğini öğrenmiştik. Biliyorduk fakat inanmak istemiyorduk. Direndik. Kahvede her türlü şandel veyahut sektirme usûlü lafları kâh yumrukla kornere çeldik kâh sağır dilsiz olduk, falımızı açtık ekranda, masaüstü desenimizin labirentinde kaybolduk sessizce.

Ekrem abiye bile, "Söyle bakalım Suntur oğlum, nasıl geçermiş zaman?" dedirttiler. ıçimizden "başlatma şimdi Ekrem abi böyle zamana" diye geçirdik, dışımıza bir mahzun tebessümden gayrısını sarkıtmadık.

Lâkin geçen gün Yalçın'ın aklına uyup sinemaya gitmeye kalktık. Ver elini Beyoğlu. Daha iki adım attık; o da ne? Haftasonu araba kapmış delikanlı dörtlüsünün Boğaz'dan geçit merasiminden bellediğimiz dup tıs dup tıs falanlar. Kırık aldığı zaman babası okula gelip "Bu camı çerçeveyi ben yaptırmadım mı lan!" diye efelenen zengin çocuğu sesiyle biri, "Yoldan geçenler var da... Her akşam gelenler nerdeee" diye üflüyor hanımevlatlığını caddelere.

Yalçın'a dedim ki: "Derhal basıp uzuyoruz buradan!" Şaşırdı. Ne oldu abi, sinemaya gidecektik falan... Dedim, akşama sağ çıkmamı istiyorsan kes yayını, güvenli bir bölgeye intikal edelim.

ılk bardağı çoktan dikmiştim. Yalçın hâlâ afal afal bakıyor yüzüme. (Bu tâbir de dilimize bizden bir küçük katkı olsun. Bunları hesabettik herhalde klavye tıkırdatmaya başlarken.)

Söyle ulan, dedim Yalçın'a, ben şimdi o babaya ne diyeyim!

Baba deme artık abi istersen, dedi. Nasıl demeyeyim lan! Bize de öyle bir geçer zaman ki illeti mi musallat oldu yani? Her lafı yerim vefasız dedirtmem kendime!

Biracıdan çıkmıştık, yerde bir şişe buldum. Allah sizi inandırsın, yerden çöp toplar gidip bidona atarım, üstü başı başlıbaşına çevre kirliliği olan o uzun saçlı delikanlıların yeşil gazetesini bile aldım parayı bastırıp, kahve bilir. Kaptım şişeyi, bir duvara çarptım. Parça parça oldu aynen.

Ruhumuz da komple bu şekil, birörnek oldular.

Ben Galatasaray maçında Fevzi'ye bile bozuk atmadım. Göğsümüzü siper ettik çocuğu harcamaya kalkanlara.

Fakat babanın ihanetini karbonatla falan da hazmetmek mümkün değil. Hele bir de o tüysüz oğlanın arkasında gitar çalmış stüdyolara girip, bunun acısını da idrak etmişiz bir yandan...

Kahve tenhalaşmıştı. Geçip makinenin başına bastım düğmeye, pek mühim bir hadisenin içine dalıyormuşuz havası yaratsın diye ayarlanmış musikimiz okeycilerin bir an kaşlarını kaldırmasına sebebiyet verdi. Oralı bile olmadım. Açtım boş bir sayfa. Şablon yapmışım kendime, ondan açtım. Ben çevirmeli ağlara yakalanmış bir sineğim, sen de hain bir örümceksin baba. Uzaktan erişim bağlantım şu an için kesildi seninle. Bunu bize niçin yaptın baba? Bi ihtiyacını söyledin de oralı mı olmadık? Gelirdin şuraya, üç beş geçinir giderdik Allah ne verdiyse...

Çelik kim, Erkin Baba şarkısı söylemek kim!

Hava durumu da ipimde değil şu anda. Hanımkız da Bişkek'i yanlış gösterirse göstersin, na şu kadar üzülürsem ne olayım. Zaten açmışlar inadına Kral'ı, Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş türkücü oğlanlarla Suadiye orta sınıfının manken kızları âşıkmış gibi flu flu takılıyor, ufuklara mufuklara bakıyorlar...

Bana bakın, diye ses verdik ortaya, bir müddet Kral açılmasın, hepinizin askerdeki oğluna, arkadaşına e-maillerinizi ben atacağım. Tarot.com'a girip falınıza da bakarım. Kral'ı açmayın, tamam mı!

Güzelim Erkan! Tek parmak hareketinde yok ediverdi ağzında sakız varmış gibi takılan şuhçuk kadıncığı. Karşımda Con Veyn belirdi. Olsun, Bülent Ersoy'dan evlâdır. O olsun, Ali Kırca olsun, hattâ Ebru Gündeş bile olsun, kim olursa olsun. ...şey olmasın da.

Neyse, Erzurum da ısınmış bayağı. Yağışlar yalnız bizim gönlümüzde.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN