Meseleyi uzatma olayı

 

Önce Vehbi Amca her zamanki silik altyazı pozisyonunu ayağa kalkmak sûretiyle terk ederek cart renkli bir bilbord duruşuna geçip, "Yahu susun evlâdım, bari siz tekrar etmeyin!" diye tâ öbür köşeye seslendi. Bazen mavra mevzuu olduğundan "çarpılırsınız" falan gibi raddelere vardırmadı işi. Ancak yerine de oturmadı.

Öbür köşede Selim, Atacan-Karacan kardeşler, Necmi Abi, Server, Nurettin Abi olaya damardan dalmak üzereler, ısınma turlarındalar. Hepsinde bir sevinç bir neşe, af anonsu duymuş mahkum hallerinde adaçaylarını oraletleri birbiri ardına devirip, "Abi, düşünsene, yirmi dünya kupası falan daha görücez" çığlıkları atıyorlar.

Atacan'la Karacan, "Eh, yüzyirmiyi falan bulup yaşlandığımızda taşırız evi artık güneye," diyorlar. Beş senedir Marmaris'te kafe açma peşindeler. Atacan, "Beş sene dediğin nedir ki," diye gülüyor. Server, "Abi, hemen gidiyorum valideye, doksandan önce evlenmem diyorum, aynen," deyip bir yandan masayı tıktıklıyarak civciv çıkacak kuş çıkacak ritmi çalıyor.

Bendeniz, önümde www'lerden bir www, yanımda Selim'in kardeşi Cenk, söktürmeye uğraşıyorum vaziyeti. Kaynağından bakıyoruz haliynen.

Vehbi Amca usulca yaklaştı yanlarına. Sandalyesinden kalktığı görülmemiştir bunca sene. Selim uyanıp, "Ya, telâş etme Vehbi Amca, Amerikan başkanı demiş onu," dedi. Vehbi Amca, az önceki beyanatının üstünden geçti: "Olsun oğlum, siz tekrar etmeyin."

Sanaldan vicahiye geçtim, "Neme lâzım mı demek istiyorsun Vehbi Amca?" diye sordum. Cık cık yaptı. "Nasıl laf o oğlum..."

Clintın "Tanrı'nın dilini öğrendik" demiş ya. Meselemiz o. Yani Vehbi Amca'nın meselesi.

Bizimkiler, tükenmek bilmeyen bir hayata kavuştuklarında neler neler edeceklerinin hesabında.

Sanala boşuna dalmadım. Canım fena sıkılıyordu, bilmezsiniz siz.

Geçende oturdum, bir yandan fal açıyorum, bir yandan dalmışım hayat mevzularına, bir cevap bulamıyorum sorulara. Peder 80'ine merdiveni dayadı. Ben de o kadar idare ederim haliyle. Ulan daha kaç sene!.. ne halt edicem bunca zaman birader. Hadi şimdi internetler zayıf, site bağlansın sayfa açılsın bekleyişiyle bir müddet, maç öncesi reklam bitsin diye başka bir müddet, bir sonraki hava durumuna kadar ilâve müddet... öyle öyle geçiyor. Ve fakat bi de böyle hoplayıp zıplayacak halden çıkınca..?

Bir müşkülât değil mi yaşamak suyunu kaçırınca?

Kahvede bir defa açacak oldum, dindar gazetede manken resmi görmüş gibi baktılar suratıma. Ben de baktım aynen. Baktım. ış çıkmıycak. Değiştirdim kanalı, "Zola geliyo mu Fenere" muhabbetine kaydım. "Sen van Hojdoonk işine takıl" diye terslendik. Cevap da veremedik, "iş bitti" haberinin ertesi günü herif Benficaya gittiğinden.

Şimdi herifler oturmuş, yüz sene daha olsa yetmez kabilinden havaya girmiş süzülüyorlar havada, çıkacakları yok. Hele Necmi Abi, "emeklilikten sonra en az bi yetmiş-sene..." yayınları yapıyor. Öyle süzülürken süzülürken havalarda, çakılacak herif daha yüzotuzuna gelmeden, Allah gecinden versin...

Ulan ne çabuk tav oldunuz be insancıklar! Ömrünüz yüzelli seneye çıkarsa bunlar askerliği 25, emekliliği 75 seneye çıkarmaz mı sanıyorsunuz siz? Her tarafa, 80 yaşından büyükler giremez levhaları asmazlar mı? ılâveten, kulüpler çamura yatacak, daha 25 sene olmadı bu forveti kuralı, transfer de neymiş diyecekler, işin yoksa aynı Fransız takımını 60 sene daha seyret... Ve mazallah, o biyonik tavırlarla 105 yaşında bir Mustafa Sandal, 103'lük Çelik'e yavrum diye sesleniyor...

Hem sonra, bi parmak attılar mı geninize, napcakları belli mi? Bi bakacaksın Vehbi Amca namaz takkesini çıkarmış rapçi olmuş, bi bakacaksın 90'ından sonra boyun uzamış 2.45'e, doktor da o yaştan sonra basketi yasaklamış. AIDS yok, milleti neyle korkutup da baş göz edeceksin?

Marazalar bununla da bitmeyecekler; 72 millet nasıl çıkmış, onu da bir güzel izah edip sürüverecekler önüne, Almanlar, biz Eskimolarla akrabalığı zinhar kabul etmeyiz diye celâllenecek, asıl Orta Asya'dan gelenlerin Fransızlar olduğu anlaşılınca ıspanyollar şarlayacak. Bizim vaziyetlere dokunmaya bile korkarız. Ruslarla akraba çıkmışız meselâ... Bırak canım, takma o makarayı, sarma, boş kalsın perde!..

Velhâsıl, başlarına ne geleceğine uyanmamışlar, Ziraat Bankası önünde kuyruk bekleyerek 80 sene daha geçirmek istiyorlar. Vehbi Amca, işi Clintın'ın "zaten ahlâksızlığına" bağladı, yırttı. ıngiliz Başbakanı da aile babası, bak o da söyledi, dediler. Vehbi Amca, "Gâvur değil mi evlâdım hepsi!" dedi. Ona da, "ne mâlûm?" dediler, "belki akraban..?"

Vehbi Amca aynen camiye.

Biz peki nereye?

Ötenazilere bakacaz diye Cenk veletinin yüzünden neonazilerin sayfasına da düşmedik mi...

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN