Şehit ailesi sayısı artmalı, Afganistan'dan geri mi kalacağız?
Susurluk'çular, Kabil'e!

HAYSİYET MUHABİRİ F. SUNTUR SEMAVER'DEN BİLDİRİYOR

 

Amerikalıların promosyonlu bombardıman icraatı tam gaz devam ederken, bu sefer televizyonlar iyi göstermiyor diye buraya toplanan millet yer kapma telâşında birbirini eziyor, sayın seyirciler. Taliban'dan kaçan Afganistanlı küçük kızlar seyirciler arasında dolaşarak gül satıyor, oğlanlar da üzerinde Amerikan bayrağı olan kağıt mendiller ve tepsiler içerisinde her cins ot ve tütün gezdiriyorlar.

Biz de naçizane, Pakistanlı, Arap, ıngiliz ve Alman dostlarla şehrin en kıyak nargile kahvesinden ezcümle temasları takip ediyor ve oynanan bahislerde bir nevi teskin edici ve arabulucu vazifesi yapıyoruz. Her saniye gelişmelerle karşınızda olamıyorsak inanınız ki meşguliyettendir.

Havadan gülsuyu sıkılacak

Burada en sıkı takıldığımız olaylardan biri memleketimiz televizyonlarını seyretmek ve her gün gelen gazeteleri takip etmektir. Zira başımızı dışarı uzatıp havayı teneffüs ettiğimizde makarna ve pirinçten ziyade kan ve barut kokusu almaktayız. Bu koku fenadır. Halbuki bizim gazetelerimiz kanı barutu kokusuz halde servis yapmaktadırlar. Bu noktaya işaret ettiğimizde, Amerikalı arkadaşlar bir sonraki sortide havadan lavanta ve limon kokusu da sıkılacağını ifade ettiler. Bir rivayet de, halkı kazanmak için gülsuyu serpileceği merkezinde.

Aman, deveye değmesin!

Amerikan pilotlarının en çok ehemmiyet verdiği husus, bombaları füzeleri maazaallah bir deveye isabet ettirmemek. ısabet edecekse de bunun cepheden olması ve zinhar hayvanın arka tarafına olmaması için özel planlar yapılıyor. Başkan Bush'un mahçup edilmemesi harekâtın uluslararası camiadaki imajı bakımından mühim tabiî ki. Fakat dün bir ara uğrayan ve ancak iki el atabildiğimiz bir Afganistanlı biraderimiz ortalıkta zaten pek deve olmadığını söyledi. Bu da Amerikalı arkadaşların yüreğine su serpti. Lavanta ve gülsuyu da yakında serpilecek inşallah.

Oturup uzaklardaki parıltıları seyretmek veyahut hepsi birbirine benzeyen gümbürtüleri dinlemek bir noktadan sonra hiçbir cazibe arz etmiyor, sayın seyirciler. Bu bakımdan, buradaki mesaimizi otel teraslarında fink atarak veyahut kahve muhabbetinin cılkını çıkararak heba etmemek maksadıyla kendi aramızda bir istişare seansı attırdık. Burada memleketimizden gelen kıymetli arkadaşların hepsi bazı hususlar üzerinde birleşti. Bunları, meseleye bir hal yolu bulunmasına faydası olur ümidiyle geçiyorum. Eğer kısa bir müddet içerisinde harp biter de barış husule gelirse Suntur kardeşinizi tatlı bir tebessümle şöyle bir hatırlayın yeter. Hani bir ses duyarsın ya bazen, işte öyle bir şey...

Dolar düşsün, şehitler artsın - Şehit ailesi sayısı bakımından Türkiye Afganistan'dan fazlasıyla geridedir. Millî gelir, şu bu bakımından geri kalsak büyük hadise olur. Esasen bu mevzuda geri kalmak da ayıptır. Bu yüzden, bir an evvel beresinin rengine bakılmaksızın, bordosu, mavisi şusu busu, bisürü vatan evlâdı Afganistan dağlarına gönderilmeli ve hükümetin pısırıklığına bir son verilmelidir.

Bunlar su koyverebilir - Bu Amerikalılar bir tuhaftır. Her hali kaldırmaz. Öldürürsün kızar, ölürsün aldırmaz. Bir müddet sonra bunlar savaş istemiyoruz diye tantanaya da başlar. Bu bakımdan da onların yerine bizim oğlanların sahaya sürülmesi daha münasiptir. Zaten bizde işsizlik de acil tedbirleri icap ettiren ebattadır.

Bin değil yüzbin operasyon yapabilirler - Memleketimizde vatan için kurşun atan da yiyen de boldur. Ve şereflidir. Buradaki alelade bir Amerikan çavuşunun bu şekil bir şeref mertebesine ulaştığına dair elimizde hiç malûmat yoktur. Susurluk hadisesiyle rencide edilmiş vatansever insanlarımızın hoyratça itildikleri köşelerinde tırnak yemelerine milletçe seyirci kalmamızdansa, kendilerinin bin değil yüzbin operasyon yapabilecekleri Afganistan arazisinde fink ve cenk pozisyonunda bulunması hem eşyanın tabiatına uygun hem de, kabul ediniz ki, pek müteessir bir hareket olacaktır.

Ot mot her şey bol - Kaldı ki, memleketimizde temininde güçlükler bulunan, nakliyesinde bin türlü problem çıkan esrardı, eroindi, cümle muzurat burada bol bol bulunmaktadır ve memleketimizden bölgeye intikal edecek, devlet tecrübesine de sahip ekipler bu meyanda da müteessir ve cevval olabileceklerdir.

Sayıyla mı verdiler, diyorlar

Sayın seyirciler, size şunu da nakletmek isterim ki, burada bilhassa Hürriyet gazetesini gören yetmişiki milletten dostlar, "sizin millet askerlik çağındaki evlatlarını bu gazeteyi çıkaranlara sayıyla mı verdi?" şeklinde suallerle bizi nahoş vaziyetlerde bırakmaktadır.

ılâveten, "madem Müslüman ülke olarak hem de Batılı gibi yaparak birtakım mühim roller kapmak peşindesiniz, niye bizimle Cuma'ya gelmiyorsunuz?" diyen bazı ateşli genç arkadaşlara da cevap vermekte zorluklar çektiğimizi bilmenizi isteriz.

Eğer, "Kahvede oturmuş dünya meseleleri mi hallediyorsunuz?" şeklinde parazit yapacak olanlar varsa, onlara da bizim hangi meselemizin başka yerde halledildiği veyahut kahvede değil plazanın tekinde füme camların arkasında oturunca meselelerin daha yakından mı takip edilebildiği mahiyetinde karşı sualleri hedefe kilitleyip fırlatarak misilleme yapabileceğimizi ifade etmek isterim. Ayrıyeten, biz de şu veyahut bu otelin terasına çıkıp bakıyoruz arada. Bir şey gözükmüyor ki zaten doğru dürüst. Bu El Cezire falan hikâye, CNN daha iyi gösteriyordu. Hepinize selâm ederim reklam arasından evvel.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN