Serdar beyin teklifi hususunda

 

Hürriyet gazetesinde Serdar beyin memleketin yönetim şekli hususunda bir teklif ortaya atmasını müteakiben pek çok mühim insan bir münakaşa içerisine girdi. Ben de haddim olmayarak bu münakaşayı takip ettim, hattâ kahvede böyle bir mevzuyla ilgilenmesi muhtemel zevata naklettim ve beraberce bazı hususlarda görüş birliğine vardık. Bilmiyorum, münasip kaçar mı, zira Serdar bey işten anlamayanların işe karışmaması noktasından hareketle böyle bir teklif yapmıştı. Fakat kendisinin yazdıklarının satır arasından, eğer sade vatandaşlardan da icap eden mesuliyet ve ehliyeti gösteren olursa, buna da pekâlâ yan gözle bakmayacağı izlenimini edinmiş bulunuyorum.

Açıp sormayı düşündüm, fakat kendimizi tanıtmamız için nüfus sureti veyahut ikâmetgâh falan isterse diye çekindim. Bende küçüklüğümden beri muhtar fobisi vardır. Şu andaki muhtarımız Recep abiyle hiçbir meselem yoktur. Kendisi bizi küçüklüğümüzden, bahçesine top kaçırmışlıklarımızdan tanır. Toplarımızı geri verirdi ve bari yeni ektiği çiçeklerin oraya kaçırmamamızı isterdi, bu bakımdan da haklı hürmetimizi kazanmıştır ortancalarının mühim bir kısmı pahasına. Şimdi de evi şunu bunu ezbere bildiğinden işlerimiz kolay görülür. Kendisinin tek kusuru, bir ikâmetgâh almaya gittiğinizde Recep abinin, G-8 zirvesi, Beşiktaş'ın son transferleri, Kaya'nın Hülya'ya ettiği ve son uzay araştırmaları hususlarında durmadan yenilerini üretmekte olduğu fikirleri baş sallayarak dinleme mecburiyetinde kalmanızdır. E bu da bazen, meselâ Murat Birsel beyin ana haber bülteni idare ettiği bir memlekette bulunduğunuzu gözönüne alacak olursanız, çekilmez iş değildir.

Velhâsıl, Serdar beye danışmadan bu muhabbete girmekle belki haddimizi aşmış olabiliriz. Lâkin biz de kendi aramızda dedik ki, biz söyleyelim kardeşim, ne çıkar? Kabahatse de alır nasihatımızı otururuz.

Şimdi Serdar bey, seçimi falan boşverin, bu millet zaten yine aynı adamları seçecek, işten anlayanlar gelsin, idare etsin memleketi bir müddet, diyor. Bu işten anlayanlar kimler olabilir, tabiî ki bu teklif kabul görürse evvelâ bu mesele önem kazanacaktır. Bu yüzden, hem de vatandaşın (yani şu durumda biz de kendimizi vatandaş saymış oluyoruz, ama bu galiba zaten anayasada falan da var) da bazı isimler hakkında fikir beyan etmesiyle bu yönetim şeklinin yine millet iradesiyle bir nevi münasebet kurmuş olması mümkün hale gelecektir. Hani Avrupalılar falan sorarsa bu şekilde de izah edilebilir.

Biz kendi aramızda, millî eğitimin genelkurmaydan alınarak içişleri bakanlığına bağlanmasında anlaştık. Bakanlığa tabiî Tantan gelmeli. Adam bari operasyonlara hayvan adları veriyor, belgeseller de azaldı, yani bizim hoşumuza gidiyor.

Kültür bakanlığı kalkmalı. Kimbilir ne kadar bütçesi var. Arabası şusu busu... Bunu da millî eğitime bağlamak suretiyle olabilir. Hem millî olur. TRT'yi de buraya bağlasınlar. Öbür televizyonlar Digitürk'e bağlansın. Başarısız olursa TeleOn'a geçsinler. Kültür için, bakanlık yerine kültür adamı konsun, Güneri Cıvaoğlu olsun.

Turizmdi, sanayiydi, ticaretti, şuydu buydu, bu bakanlıkların topunun ekonomi bakanlığına bağlanması lâzım. Fakat ikiye ayrılacak. Biri sırf ihale işlerine falan bakacak. Bakan Mesut Yılmaz. Eski prensleri toplasın. Engin Civan, Rüşdü Saraçoğlu gelsin. Prens Charles da olsun, dışarıdaki imaj bakımından şeysi olur. Öbürü televizyonlardaki borsa programlarında falan mevzu edilecek işlerle uğraşacak. Bakan Kemal Derviş olacak.

Maliye bakanlığının durumu bizi gerdi. Ne yapar tam bilmediğimizden akıllarımız fikirlerimiz isabet kaydememiş olabilir. Lâkin yine de boş bırakmayalım diyerek, Deniz Gökçe ve Serdar Turgut'un bir uzman heyet önünde münazara yapması ve galip gelenin bakan olmasının münasip olacağına hükmettik. Çabuk netice alınmazsa o arada Mahfi Eğilmez bey ve Asaf Savaş bey nezaret edebilirler. Bir de NTV'de borsa programı yapan arkadaş var, o da yapabilir gibi görünüyor.

Spor bakanlığı kalkıyor. Futbol bakanlığı doğrudan başbakan yardımcısı biri tarafından yürütülecek. Öbür sporlar millî eğitime bağlanabilir. Başında asker olsun. Futbol için de mukavelesi bitmemiş olsa bile tazminat ödenerek Fatih Hoca gelsin, başa geçsin.

Dışişleri zayıf kalıyor. Orada işleri içerideki gibi toparlayacak kuvvetli isim lâzım. Şimdilerde meşgalesi fazla değil, Mehmet Ağar'a teklif edilse kesin kabul eder.

Çalışma bakanlığı, işlerin iyi gittiği zamanlarda Mustafa Denizli tarafından yürütülürse millet azıcık nefes alabilir. Sair zamanda bakan asker olsun.

Fabrikaydı, atelyeydi, içinde makine olan bilumum işyerleri bu bakanlığa bağlanacak. Bankalar ayrı. Onlar içişleri bakanlığında.

Sağlık bakanlığına da hacet yok. Şimdiki bakanla bile oluyorsa, demek ki öyle çok lüzumlu bir yer değil. Onun da binası, arabası, ne kadar tasarruf... Hastaneler özel olsun. Parası olmayan gitmesin. ılle de yok köylerdeki sağlık ocakları, okullardaki veletlerin aşısı maşısı denirse, bu işlere de jandarma bakabilir. Şehir merkezlerinde de polis bakar.

Adalet bakanlığına da ihtiyaç olmadığında birleştik. Cezaevleri günül müdürlüğü gibi bir şey olur, zaten var herhalde, o da çalışma bakanlığına bağlanır, bu şekilde ekonomiye de katkısı olur. Genel müdür de Hikmet Sami bey olur, kolay yani. Hem bu şekilde bir müddet sonra mahkûm da kalmaz. Hepsi hayata döner. Hastane mevzuuyla birlikte nüfus planlamasına ciddî katkısı olur.

Bu işler MHP'ye verilsin.

Diyanet işlerine Yaşar Nuri Öztürk'le Zekeriya Beyaz dönüşümlü olarak baksınlar. Basın yayın genel müdürü Reha Muhtar olsun.

Başbakanlık için Ali Şen veyahut Hüsamettin bey üzerinde durduk fakat bir karara varamadık. Cumhurbaşkanı Sakıp Sabancı olsun, dedik. Fakat çeşitli mahzurları var tabiî. ıstişaremiz bu akşamüstü yedi haberlerine kadar devam edecek.

Bizim şimdilik yumurtlayabildiklerimiz bunlar. Başta da koyduk kaydımızı. Biz Serdar beyi yanlış anlamış ve haddimiz olmadan bu mevzulara karışmış olabiliiz. Şayet böyleyse, düzeltir özür dileriz.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN