Siyasî eyleme kılıf olayı

 

Birdenbire kendimizi hararetli bir münakaşanın ortayerinde buluverdik. Bizim kahvede bölünme gayet net oldu. Alt sınırı bendenizden birkaç yaş genç olan güruh, alkış kıyamet bağrına bastı ıtalyan'ı. Gençlerimiz ise, tahsil-terbiye ve büyüklere hürmet katsayılarına göre, amatörlükle, enayilikle, hıyarlıkla, özellikle de artistlikle suçladılar. Tam yedi delikanlımız "artist" dedi Di Canio'ya.

Bu lafı duyduğumda geçirdiğim geçici cinnet halinden allahtan çabuk sıyrıldım. Zaten o sırada elime anca printer'ın yedek kartuşunu geçirdiğimden, fazla bi hasar da yaratamazdım etrafta.

Bu lafı duyunca niye cinnet geçirdiğimi bilemiyorum. Ben ruh doktoru falan değilim bildiğiniz gibi. Lâkin, hatırladığım birkaç vaka var; çocukluğuma kadar uzanmasalar da. Meselâ yaşlı bir teyzeyi kaldırımın kenarına takılıp yerlerde sürünmeye ve o canavar arabaların arasında bir tesbih böceği gibi yuvarlanmaya mecbur bırakan Şahin'li gençler meseleye müdahil olduğumda bu şekilde konuşmuşlardı. "Sen ne karışıyon lan, artistlik yapma," demişlerdi bendeniz Şahin'in camını tuzla buz etmeden az evvel.

Bir meyhane çıkışında da, mecburen bir masa yaptığımız mahalleliden selâm verdiğimde kendimi günaha girmiş hissettiğim birkaç faydasız şahsiyet, bendenizin de pek hazzetmediği taksici Selahattin'den, haydi azıcık mürekkep yalamış adam ağzıyla konuşalım, "aile içi şiddet"ten ileri gelen sebeplerle cart diye boşanıp, üstelik aynı mahallede ev tutmak dışında bir kabahati bulunmayan Türkân kardeşimizin yardımcı rolde yeraldığı muhtelif porno film senaryoları tasavvur etmekle meşgûlken, kendilerini "beyler, ayıp oluyor" şeklinde ikaz etmem üzerine, kardeşinize aynı mahut kelimeyi kullanmak sûretiyle, "artistlik yapma şimdi" demişlerdir.

Hadisenin gerikalanı, meseleyi "yahu utanmıyor musunuz gece vakti mahallenin ortasında..."dan ileri götürmeyen komiser muavini Necdet ve o esnada beni tutma mücadelesi içerisinde bulunan polis memurları ıbrahim, Tuncer ve Ender'den öğrenilebilir. (Ender'in, dikkatsizlikle üzerinde tepindiğim ayakkabılarını ertesi gün bizzat kendisini lostracıya götürerek boyattım. Borçlu kalmayı sevmem. ıbrahim ile Tuncer'in de o günden beri her karşılaştığımızda sanki arasıra beraber kaçamak yapıyormuşuz gibi selâm verdiklerini sırf bir magazin unsuru olarak nakledeyim.)

Dönelim kahvedeki bölünmeye. Hemen yerinizden sıçramayın, işte sonunda oldu! falan diye. Bişeycikler olmaz, kahve bölünmez. Daha doğrusu her gün bir veyahut birkaç mesele yüzünden birkaç defa bölünüp yeniden biraraya gelir. ılâveten, her seferinde de ayrı bir yerinden bölünür.

ışte bu sonuncuda alenen, arasıra halı saha maçlarında yaptığımız gibi, yaşlılar-gençler manzarası meydana geldi.

Fakat bölünme bununla kalmadı. Zaten kalmaz genellikle. Dediklerine göre, şu gözünü sevdiğimin canlılar dünyası da bu şekilde meydana gelmemiş mi? Ya da buna benzer bir şeydi...Delikanlılarımız da kendi aralarında ektsradan bir bölünme meydana getirdiler. Serkan'ın başını çektiği grup dedi ki: Bu ıtalyan hırtın tekidir. Şimdi eline fırsat geçti, artistlik yapıp puan topluyor. Daha bu yaştan halı sahada kendine ömürboyu refakat edecek bir lakap edinmeyi başarmış "Tıktık" (Cengiz) ile Süleyman ise, "abi zaten öyle söylendiği gibi bomboş kalenin önünde tek başına değildi, müdafaa geliyo ordan, atamayacağını anladı" görüşünü zar zor da olsa biraraya getirip ortaya sürdüler.

Bakın, samimiyetle söylüyorum, herhangi bir mevzuda, şayet bir şey diyen varsa, onun da herkesin de dediklerini şöyle bir tartmadan zart zurt etmem. Fakat, kusura bakmasınlar, ben abileriyim biyerde, bizim delikanlıların artistlik nazariyeleri bendenize pek kaale alınabilecek cinsten görünmedi. Sanki asıl artistlik buymuş gibi şey yapıyorum.

Neticede, Westhamlı ıtalyan'ın kaleci sakatlanmışken gol atmam diyerek topu tutmasının bir siyasî eylem olduğundan neredeyse eminim. Oğlan dünyaya bişey demek istedi. Ne demek istedi, derseniz, sanki, kendisi istesin istemesin, fena halde anarşik bişey, cevabı verebilirim. Ve bunu kısaca şöyle hülâsa edebilirim: "ış mi lan bu yaptığınız!"

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN