Tribündekiler olarak
haddimizi bilme olayı

 

Birinci Telekom meydan muharebesi komutanı Enis Öksüz beye barış zamanında kendisinin başkomutanı olan Devlet Bahçeli bey, "Tribünlere oynamayalım. Tribünler gol atmaz" demiş.

Ben bu Telekom işlerine karışmam. Etim ne budum ne. IMF hakkında da naçizane bir kanaatimiz vardır, bu saatten sonra değişmez. MHP üstüne de yeni bir şey düşünecek değiliz bu tasarruf döneminde. Yani, anlayacağınız, o birkaç büyük harfin biraraya gelip de meydana getirdiği şeylerin herhangi birinden bir hayır görmemiş olduğumuzu ben şahsen aklımdan çıkarmam. Çıkaran çıkarsın. Ama sonra gelip de şu kadar param battı falan demesin.

Arz ettiğim üzre, bu Telekom melekom meseleleri, benim ve kendileri hernekadar böyle olduğunu bir türlü fark edemeseler de, bizim kahve ahalisinin hem boyunu aşar hem de bu meselelere karışmaktan dolayı kimsenin boynuna herhangi bir madalya takıldığına şahit olmadık.

O vakit ne karışıyorsun Enis beyle Devlet bey arasındaki mevzua diyenleriniz çıkacaktır. Çıksın. Şu aralar yönetilmediği için pek serbest bir ortam var memleketimizde. Herkes çıkabilir. ıki manada da. Yani kalkıp fikrini söyleyebilir veyahut çıkıp gidebilir.

Benim Devlet beyin lafına takılmam, senelerdir inandığım fakat etrafımdakileri bir türlü ikna edemediğim bir hususu tescil etmesindendir. Her zaman en başta Selo (sendikacı kardeşimiz) itiraz etmiştir, onu da Yılmaz Güney resimlerini dükkânın her tarafına yerleştiren kırtasiyeci arkadaşımız Turhan takip etmiştir.

Ben hepimizi bir tribüne doldurduklarına, sonra sahaya çıkıp kendi aralarında oynadıklarına inanmışımdır. Hattâ, asıl oyunun sahada da değil, bizim görmediğimiz soyunma odalarında, koridorlarda falan geçtiğini ısrarla belirtmişimdir. Gerçi goller gözümüzün önünde atılmaktadır. Fakat bana kalırsa, hepsi aşağıda planlanmaktadır. Veyahut aşağıda bir hususta anlaşılmakta, fakat sahaya çıktıklarında birileri ötekileri kafaya getirip, kaleyi açmamakta veyahut tersi olmaktadır.

Her hâlükârda, bizim ne aşağıya bir tesirimiz vardır ne de sahada olan bitene.

Şimdi çıkıp bunu açıklıkla ifade ettiği için Devlet beye belki de teşekkür borçlu olabilirdik. Fakat ben kendisinin şuursuz bir anına denk geldiğini zannediyorum. Yoksa o da bunu bize bu şekilde söylemezdi.

Kendisi haklıdır. Enis bey tribünlere oynamaktadır. Kötü oynamaktadır, o başka. Fakat golü atacak olan tribünler değildir. Gol yollarında tribünlerin pek önemli eksikleri vardır. Organize değillerdir. Bloklar arasında büyük boşluklar bırakmaktadırlar. Daha mühimi, kolayca gaza gelmektedirler. En vahimi de, kendilerinin atılan veyahut atılmayan goller üzerinde bir tesiri olduğunu vehmetmektedirler.

Halbuki nedir: Gol atabilecek olanlar bellidir. Esas hadise onların arasında cereyan etmektedir. Nitekim Devlet bey Enis beye bir gol atarsa o görür.

Ha, tribünler konusunda bir noktayı daha hatırlatayım: Tribünlerin en mühim zaafı da aslında bütün gollerin kendilerine atıldığını anlamakta gösterdikleri muazzam beceriksizlik ve basiretsizliktir.

Netice olarak (Osman abi söyledi, yazıları sonunu bir yere bağlamadan bitiriyormuşum), Devlet bey Enis beye, "Tribünlere oynama, onlar gol atmaz" derken, borsadan piyasaya kadar haklıdır.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN