Üç dakika delikanlı olamama hadisesi

 

Şimdi buradan şuraya buraya yapılan çağrılar veyahut özel olarak birilerine seslenmenin kıymeti harbiyesi ne kadardır netice bakımından, bu hususta önümüze klavye konduğundan beri zaman zaman fikir jimnastiklerinde ter dökmüşüz. Kilo verdiysek de bir neticeye varamamışız. Gazetelerde çeşitli köşelerin tahsis edildiği, her mevzudan anlayan zevat dahi bazı şeyleri dön baba dön tekrarladıkları halde bir netice alamıyorlar. Şimdi onlar bu kadar mühim insanlarken (niye? çünkü pek çoğunun aylık geliri bizim kahvedekilerin toplam yıllık gelirinden fazla olabiliyor, bir yerde bu meslekte sayılırız artık, biraz da içeriden laf duyup aktarma şansımız olsun yani... mühim insanlar olmasalar çuvalla para vermezler onlara herhalde) onların lafı bile dinlenmiyor da Suntur kardeşiniz iki cızırtı çıkarınca millet elini düğmeye mi atacak?

Bizim de aklı başında bazı dostlarımız var elbette. Başta Osman abi olmak üzere, danıştık tabiî. Osman abi dedi ki: Sen diyeceğini de Suntur, bağ olur, dağ olur, bakarsın bir şey olur.

Ben de diyeceğimi diyorum o vakit: Yahu üç dakika delikanlı olun be birader!

O kadar lafı bunun için mi dolandırdın, demeyin. Ben buradan Mesut beye falan sesleniyorum.

Ve diyorum ki, üç değilse de bir dakika veyahut ne bileyim mâkûl bir televizyon reklamı süresi kadar, 20 saniye falan delikanlı olabilirler herhalde. Olsunlar. Yani olun! demek istiyorum.

Gelsinler şu kahvedeki manzarayı bir görsünler. Kapıdan giren "kim öldü?" diye soruyor. Bir hırsız uğursuz lafıdır gidiyor sabahtan beri, tabiî şayet ağzını bıçak açan olursa bu şekilde konuşuyor. Umumî kanaat şudur: Biz Ahmet Necdet beyi, bir nevi yukarı mahalleden olsa da Kemal beyi ve bilumum hot zotlarıyla Tantan beyi biliriz. Bunları kırmızı köşeye koyarız. Mavi köşede de Mesut beyle Turgut bey ve bazı başkaları vardır. Şimdi mavi köşeye kafadan onsekiz puan yazılmıştır. Fakat puan meselesi de mühim değildir. Mühim olan şudur ki, durmadan gelip birileri soruyor, seçim olsa kime..? diyor, biz de "hiçbirine" diyoruz. Kimisinin yine gönlü elvermiyor, vereceğiz, ne yapalım diyor, hepsini toplasan yüzde on etmiyor. Aralarından ikisine üçüne itimadımız vardır diye söylüyoruz, bunu alıp başlarına koyacaklarına şimdi "bize ne ulan sizin kimi tuttuğunuzdan!" diyerek Tantan'a kapıyı gösteriyorlar.

Kahvede ciddi bir kıymeti harbiye krizi vardır. Bu dolar krizine de benzememektedir. Ulan zaten kaale alınmayız, biliyoruz, fakat bu kadarı da küfür gibi, deniyor. Vaziyeti Fener'in geçen şampiyonluğu ertesinde milletin sanki sevincini kursağında bırakmak için Oğuz'la Aykut'u şutlayan Ali Şen'in haline tavrına benzetenler de çıkmıştır.

Yolsuzluk hadiselerinde bu Tantan işi götürüyordu, şimdi onu götürdüler diye bir umumî kanaat oluşmuştur ki, Mesut bey gidip kardeşi hakkında bizzat iddianame hazırlasa ortadan kaldıramaz.

Bu arada şu hususu da belirteyim: Ben Mesut bey ve şürekâsının cibiliyeti hakkında kahvede daha evvel bazı aydınlatıcı konuşmalar yapmışımdır. Fakat bu son hadiseden hasseten müteessir olan Cevdet ve ırfan kardeşlerimizin ense köküne dikilip nispet yapmak gibi bir ucuzluğa tenezzül etmedim. Lâkin kendilerinin de neyin ne olduğunu idrak etmek için fazla zamanları kalmadı artık. Yani demem odur ki, ANAP yüzde 10'dan en az iki oy daha düşmüş oluyor bu şekilde.

Sadun'un, her zamanki münasebetsizliğiyle, "ulan asker gelsin, assın bunların alayını" muhabbetlerine girişmesi, kardeşinizin müdahalesine gerek kalmadan, kahvenin umumî sağduyu ortamı sayesinde engellenmiştir. Bu da parlamenter rejim bakımından bir kazanım olarak telakki edilebilir.

Lâkin bu parlamenter rejimin yetkilileriyle bizim ne isteyip ne istemediğimizin alâkası ne kadardır? Bu arada Sadettin'in (Tantan değil, bizim lokantacı) bir fikrini de umuma arz etmek isterim. Kendisi der ki, bu şekil olacaksa Mesut bey falan giysinler üniforma, yapsınlar darbelerini, paşa paşa yönetsinler. Kendisi Turgut Yılmaz beyin de korgeneral rütbesiyle lojistik daire başkanı olmasının münasip duracağı görüşündedir.

Ben de işleri buralara kadar götürmeden işte öyle diyorum: ıç dakika delikanlı olsunlar.

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN