Yer kıtlığına kıran girmesi olayı

 

Şimdi bakınız ne oldu: Levent tuttu, eski kayınvaldenin okulundan yeni manita edindi, ortalığı mahvetti. Kızımızı tanırız: mahalleden elbet. Merve. Lise sondadır fakat 18'ine basmıştır, valide dolayısıyla bilirim. Azıcık havalardadır lâkin şu âlemde başka yaratıkların da yaşadığının farkında, icabında merhametli bir kardeşimizdir. Yani birkaç sene içerisinde bizim NTV hava durumundaki kızlarımızın imajından yapabilir kendine. Bildiğimiz hadiseler var da o bakımdan şeyediyoruz, haybeden değil. Her neyse, mevzu Merve değil.

Bu Levent tuttu 20 yaşındayken evlendi. Haliynen, 24'ünde de boşandı. "Ex"i (gördüğünüz üzre Suntur kardeşiniz hiçbişeyden geri kalmıyor) olan kardeşimiz de mahallemizden. Ebru. Valdesi de lisenin coğrafya öğretmeni Sevcan abla. Kendisi, veletlerimizin ve gençlerimizin başlıca şikâyet mevzularından biri olup, uzaktan belirdiğinde esnafın içerilere kaçmasına sebebiyet veren, şüphesiz bu memleketin bütün kişi ve kuruluşları gibi tasada ve sevinçte bizlerle ortak, fakat günlük hadiselerde azıcık belâdır anlayacağınız.

Bunlar anlaşamadılar, hır gür, boşandılar. Nedir derseniz, bi halt yok ortalıkta. Oğlan top oynamak istiyor, cimbomun maçını kaçırmaz, akşam kahvede geyik. Kızın aklı Etiler'de fakat görmüşlüğü yok henüz. Neticede Sevcan ablanın da değerli katkılarıyla taraflar sahadan yenik ayrıldılar. Gerçi Ebru kardeşimiz yenilgiyi bir zafere dönüştürerek hayatını üç ayda bir BMW yenileyen kütükten bozma bir vatandaşla birleştirmek üzere, fakat hadiseler henüz dedikodu safhasını iki adım geçmiş bulunuyor. Zira mahallede kredi katsayısını yükseltmek için adamı üst sokağa kadar getirdiğinden Sevcan abla vaziyete fena elkoydu.

Levent'e gelelim. Merve ile işi pişirmesi zor olmamıştır. Çünkü bu Levent kardeşimizin gerçi bir hatun kişi için düşünebileceği en üst düzey incelik maç saatinde kız dizi izlesin diye ikinci bir televizyon almak olabilir, fakat kendisi adına yaraşır endama sahip, gelip gelip Kadir ınanır'ın gençliğine çeyrek kala durmuş bir yakışıklı kardeşimizdir.

Ara sıcak bâbından bir değerlendirme yapalım da cnn Türk masası gibi olsun. Fakat biz onlardan farklı olarak bir neticeye de varacağız. Levent boşanmış, fikri hür vicdanı hür, Merve 18'ini geçmiş, olayda vukuat sayılabilecek bir taraf yok. Fakat iş henüz resmiyet kazanmamış ve burası da nihayetinde avuç içi kadar mahalle. Yine de resmiyet kazanmamış durumların prosedürüne uygun kapalı aleniyet hallerinde müracaat edilebilen vasıtalar ve yollar mevcut haliynen.

Hal böyleyken, niye gider Sevcan ablanın okulunun önünden geçersin, a salak! Oğlana söylüyorum haliyle. Kıza ne bundan! Şu mahalle sınırları içerisinde iki hassas nokta hariç her yol senin. Toplam üç sokağa girmemekle Sevcan ablaların evden de yırtarsın, okuldan da. Bunun ötesinde ne halt edersen et. Çarşının ortasında kol atma kızın boynuna, o kadar. Fakat sen kızın beline sarıl, Sevcan ablanın... söylerken biz ürperiyoruz burada, maazallah...

Kadın birbirine kattı ortalığı tabiî. Öğrenci milleti bahçede. Herkese maymun olmuşlar. Hakaret mi istersin tehdit mi... Sevcan abla açtı mı ağzını durmaz.

Bununla bitse iyi. Sen, henüz pasif ofsaytı belleyememiş sırık kardeşim, ne diye dönüp de üstüne yürürsün kadının? Kalkmış mı bir-iki öğretmen daha, Sevcan hanımefendinin saflarına katılmış mı!.. ıddia o ki, tam öğle teneffüsüne denk getirip de geçtin buradan ki cümle öğretmenler bahçedeki çardağın altında hasbıhal vaziyetlerinde olsun, bir güzel resmigeçit yapılsın önlerinden âdetâ hazır kanlı canlı magazin programı... Ve fakat Levent de der ki, kız öğlenci, okula kadar refakat maddesinden takılıyoruz, başka ne zaman olabilirdi ki!

Tabiî sevgili insanım bütün bunları kendine saklayıp başka cinsten nidâlarla muhabere yapmayı tercih ettiğinden hadise derhal bir pazarcı diyaloguna rücû etmiş.

Simitçi, tatlıcı, hattâ bir-iki taksici, tası tarağı toplayıp uzamışlar aynen.

Ve şimdi bu manzara, Sevcan ablanın ve komşularının aynı zamanda bir ahaliyle münasebetler ustası olması sebebiyle, bütün mahallede, bizim sırığın bir nevi nisbet yapma ve ardından büyüğüne dayılanma hadisesi olarak geçti zabıtlara. Kahvede Levent'i telin seansları tertip edilmesini güç belâ engelledik, "Aman Tevfik abi, sen bu Sevcan ablayı tanımıyor musun!" falan diyerek.

Ben bu hadisenin üzerinde niçin duruyorum? Futbolcu bara gider, peşinde dört fotoğrafçı, ille çekecekler, herif dönüp girişiyor, al sana hadise. Yahu, hafta içinde giderse çekin, herifin izin günü, size ne? ızin aldınız mı çekmek için!

Bu, işin bir tarafı. Lâkin, Levent'e de iki çift laf etmek icap etmiyor mu? Dolaşacak başka yer mi kalmadı koca mahallede? (Az evvel ufak dedik ama o kadar da değil.)

Bizim delikanlıların hepsi de aynı fikirde. Şimdi, kırk yılda bir bir mevzuda fikir sahibi olabilmişler, kulak vermek lâzım, ona göre. Derler ki: Sevcan abla alenen şirretlik ediyor abi, ne hakkı var? Bi alâkası kalmamış ki oğlanın kızıyla? Fakat bizimki de gezmeyecekti abi oralarda.

Başka yer mi yok?

 

F. SUNTUR'UN YAZILARININ
TOPLU LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN

F. SUNTUR'UN BİR SONRAKİ
YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN